Ana içeriğe atla

Thomas Mann - Küçük Friedemann



Küçük Friedemann otuz yaşına geldiğinde hayatından oldukça mutluydu. Öğlen yemeğinden sonra bahçede vakit geçiriyor, kafasını yastığına dayıyor,  iyi cins purosunu tellendirirken kitabını okuyordu ceviz ağacından gelen şen şakrak serçe cıvıltıları eşliğinde. Kalan belki  otuz yılını da bu şekilde huzur içinde geçirmekti en büyük arzusu.

"Her şeyin tadının çıkarılmaya değer olduğunu, mutlu ve mutsuz yaşantılar arasında bir ayrım yapmanın adeta budalalık sayılacağını öğrenmişti. Tüm duygu ve ruh durumlarını can ve gönülden kucaklıyor, neşelileri kadar üzücüleri de içinde olmak üzere hepsine özen gösteriyordu. "

"İlkbaharda kırlara açılıp parklarda dolaşmak, bir çiçeğin burcu burcu kokusunu solumak, bir kuşun ötüşünü izlemek, bütün bunlar insanın içini şükran duygusuyla dolduracak şeyler değil miydi?"

Fakat bu mutluluğu uzun sürmedi. Aşık oldu Friedemann. Artık uykuları hummalı ve sağır, başı sersem, adımları yavaştı. Hayata karşı duyduğu bütün o yürekten sevgi yitmiş mutluluklarına özlemler başlamıştı bile.

Aşk bitince değil her zaman acısı, başlangıcıyla da sanrıları demlenmeye başlayabiliyor.
En şiddetlisi de bu değil mi zaten?
BAC by Breeze


Günün Şarkısı : Human -  Rag'n'Bone Man. (Sevgili Daido'nun önerisi ile dinledim, nefis)
Günün Filmi: A Kind of Murder (2016)
Yönetmen: Andy Goddard
Yazar: Patricia Highsmith
Senarist: Susan Boyd
Oyuncular: Jessica Biel, Patrick Wilson, Haley Bennett

www.imdb.com/video/imdb/vi3201349145

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İncir Sütü Alerjisi

Kızımın en sevdiği reçel incir reçeli diye canım annem her yıl kilolarca yapar;hiç aksatmaz.
Zaten annem hiç bir meyveyi es geçmez.
Hepsinden reçel yapar.
Kendi de yemez, yedirir.
Ve onun incir reçeli gibisini bırakın yiyen, gören dahi olmamıştır.
Koyu yeşil, sert ve mükemmel lezzette.
Tatlı diye ye cinsinden.
Ancak bu yıl bir hata yapmış, inciri soyduktan sonra yürüyüşe çıkmış ve elleri güneşe maruz kalmış.
Durum feci, 2. derece yanık. Kadın doktor daha karşıdan görür görmez 'incir reçeli mi yaptınız?'diye sormuş. Sonra da tarifini istemiş. Şimdi annem yarın ona da bir kavanoz götürecek.
Çevremde incir reçeli yapacak cesarette kimse yok ama en azından sevgili okurlarımı ve marifetli anneleri uyarmakta kendimi sorumlu hissettim. Bu incirin sütü ile temastan sonra güneşe kesinlikle çıkılmamalı.
Annem 3 gündür reçel yapıyordu ama ilk iki gün hava kapalıydı, dün güneşli idi maalesef.
Olacağı varmış.
Canım annem benim. Sen bam başkasın...
Acil şifalar olsun...

BAC by Breeze


Yosun Alerjisi Ramada ve Memorial Üçgeni

Bazı şeyler ne kadar az ise o kadar da kıymetli oluyor. 
Sık olan sıkıyor bir süre sonra. Rutine binen şeyler heyecan da vermiyor. 
İnsanoğlu işte. 
Bir yıl çalışma hayatında 3 hafta tatil olunca da en iyi şekilde değerlendirilmek isteniyor. Geçen hafta izinliydim. Seyahat planladık biz de. Bavulu büyük bir keyifle hazırladık. Ben liste yapanlardanım. İlk üçe şöyle yazdım: 
 1.Kitap 
2.CD 
3.Notebook(Filmler içinde) 
 Bol bol okuyacak, arada film seyredecek ve müzik dinleyeceğiz. Durum böyle olunca sakin ve manzaralı bir otel seçtik Antalya'da. Falezlerin üzerinde Ramada Plaza... Otel güzel hatta şahaneydi. Son katta, müthiş bir manzaralı teras odası. Kocaman ve ultra lüks. Yerleştik. İlk gün sakin ve olaysız hatta oldukça keyifliydi. 
Ancak ikinci gün kahvaltıdan sonra kabusa döndü. Denize girdik az açıldık ve ben ileriye geçişi sınırlayan dubalardan birine kolumu attım. Biraz dinleneceğim sözde. Birden kolumun altında müthiş bir yanma hissettim. Öldüren bir yanma. Sanki çelik bir bı…

BÜTÜN MÜMKÜNLERİN KIYISINDA*

Dokuz gün tatil, neler yapacağız neler derken,sonlarına geldik bile. Hem ben hem ortak serdik bu hafta,tatile daldık. Tatilde lazım ama, bedenlerimiz kadar zihinlerimizinde dinlenmesi gerek. Ama hani giderken gittiğin yere kafanıda alıp gidiyorsun ya sonuçta o yüzden cok gülerim ben "alıp başımı gideceğim" özlü sözüne. Başında beraber götürüldüğü bir yerde ne nekadar farklı olabilir, değil mi ama? Ne gelinen yer ne gidilen yer değilde yollarda olmak güzel belkide. Ya da benim icin bu böyle.

Severim yolları, yol akıp giderken düşüncelerimi yolun akışına bırakmayı. Ve işte böyle zamanlarda hayat "bütün mümkünlerin kıyısında" gibi gelir bana, her nasılsa?Ama biliyorum aslında,hayatında bir diyalektiği var elbette, bütün mümkünler varsa bir tarafta, bütün mümkünsüzler de diğer tarafta. Eh işte yol hali olunca diyalektik de kalmıyor aklımda.O kadar da olsun artık çünkü durmadan ve bıkıp usanmadan katı bir diyalektikle yaşanmıyor ki bu hayat. Başım zaten olması gereken y…