29 Nisan 2011 Cuma

Bobby Womack california dreaming

Böyle bir şarkı sözü nasıl yazılır?
Böyle bir müzik nasıl bestelenir?
Bir şarkı aynı anda hem sevinç hem hüzün hem karamsarlık hem umut nasıl barındırır?
Tam da Cern'den sızdırılan Tanrı parçacığı ile ilgili konuşuyorduk.
Acaba diyorduk doğru mu?
Bu arada fonda dinliyoruz...
Tesadüf mü bilemem, atomun en küçük parçacığı Tanrı parçacığı mı gerçekten, anlamam ama bu şarkı da başka türlü yazılıp bestelenemez ki...

BREEZE

27 Nisan 2011 Çarşamba

CAMDAN BAKARKEN...


Yağmur yağıyor
Seller akıyor
Arap kızı camdan bakıyor...


Aramızda kaç kişi yağan yağmura bakıp, hayallere dalıyordur acaba? Kaç kişi bu hayallerin peşinden gitmek istiyordur? Ve yine kaç kişi olduğu yerin, olmasını istediği yer olduğundan emindir?

Belki de hayat, olanla olması istenilen arasında geçen zamandır...

DAIDO

26 Nisan 2011 Salı

HIRSIZLIK


Güneş denizde bir yol açmalı, deniz teknelerle çene çalmalı, tekneler yelkenli olmalı, yelkenleri rüzgarla dolmalı, rüzgar içini ısıtmalı, için kalabalık olmamalı.
Gözleri denizin mavisine çalmalı, fısıltıyla konuşmalı, omzuna yaslanmalı, uyuyup kalmalı.

Hayattan bir an çalmalı ki dönüp bakınca hatırlamalı...

DAIDO

25 Nisan 2011 Pazartesi

SİLMEK Mİ? ÇİZMEK Mİ?


Ortak sormuş bana, ya kalemler tükenmez kalemse o zaman ne yapmak gerek diye. Sevgili ortak, hikayeyi nasıl kalemle yazdığın değil ne yazdığın önemli bence.Silemiyorsan eğer çizersin üstünü ve galiba silmek değil çizmek daha akıllıca. Yani "sil baştan" değil de belki de "çiz baştan" demek gerek bazen. Silince unutursun yaşadıklarını ve tekrara düşersin büyük ihtimalle. Ama çizersen üstünü arada bir dönüp bakarsın ve görürsün çizginin altında kalanları. Yine ve yeniden tekrara düşmemek için çizmek gerek bazen. Ve asıl arada bir durup bakmak gerek. Azalan çoklarına, çoğalan azlarına.Çokların azalmışsa eğer cesaretin vardır, aşktan konuşmaya, derin sularda inci tanesi aramaya, her ne çıkarsa yoluna selam verip yürümeye, yine ve yeniden başlamaya...
O yüzden ortak elindeki kaleme değil yazdığı hikayeye bakmalı insan. Ve asıl hiç unutmamalı, herkes kendi hikayesini kendisi yazar...

DAIDO

24 Nisan 2011 Pazar

GİTCEM REFİKA...


Yazabilsek eğer mezar taşlarına bir dip not, pek çoğunda "tam da rahat edeceği zaman öldü" yazardı zannımca. Çalış çabala, didin dur, bir ömür boyu, tam ayaklarını uzatıp rahata kavuşacakken göç git bu dünyadan.
Gece yarısı çaldı telefon, canım dostumun annesini malum hastalıktan kaybettik. "Gitcem Refika" diye isim takmıştık, dostumla, Refika teyzeye. Hep ve daima giderdi Refika teyze. Hep acelesi vardı, hep bir telaşesi.Ve nihayet gerçekten gitti Refika teyze...
Sil baştan yaptığım hayatımda, ona komşu gelmiştim ama komşuluk yapadık maalesef. Çok emeği vardı hem ben de hem kızım da. Ama asıl, can dostumu ona borçluyum. Olmasaydı Refika teyze, Nazo'da olmazdı büyük ihtimalle. Nazo'yu böylesine mükemmel bir insan yapanda odur bence. Onun yetiştirdiği insan da tıpkı kendisi gibi "insan" olmuş elbette. Tam da rahat edeceği zaman da gitti Refika teyze ama iki mükemmel evlat, iki de şeker gibi torun bıraktı gerisinde.
İçtenliğinle, dürüstlüğünle, samimiyetinle, telaşenle, neşenle ve en önemlisi Nazoyla hayatım da iz bıraktın, gittiğin yerde rahat uyu, Refika teyze...

DAIDO

23 Nisan 2011 Cumartesi

Kurşun Kalemler...















Eh,görüldüğü üzere ortak sönmeye yüz tutmuş kibritin ucunu tekrar alevlendirdi.
Nar Kalpler'e dönüş yaptı.
Dönüşü de muhteşem olacağa benziyor.
Sil baştan dedi.
Öyle ortak;
Öyle.
Yolunun nereye gideceğini herkes kendi çizmeli.
Sadece kendi.
Silebilmeli yanlış yola saptığında.
Hatta silip silip geriye gelebilmeli.
Sil baştan.
Ama;
Ya eldeki kalem tükenmez ise?
En baştan,tükenmeyen,silinemeyen kalemler tutuşturulduysa ellere?
Ya da sonradan o ellerdenden alınıverdiyse,
Kurşun kalemler?

BREEZE

22 Nisan 2011 Cuma

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails